Kader
Kader kavramına surat ekşiten, onu anlamayan insanlar için üzülüyorum; onların inancını sorguladığım için değil, kaderin açıklamasının çok basit olmasına rağmen hiçkimsenin onlara doğru dürüst açıklamaması yüzünden.
Öncelikle, herkesin bildiği tanım: Kader, her birimizin hayatta ne yapacağının belli olmasıdır. Bu basit tanım ne yazık ki yeterli değildir hatta yanıltıcıdır.
Kader aslında “bilgi”dir.
“Hayatımın kontrolü benim elimde!” mi diyorsunuz?
Doğru.
Hayatınız gerçekten sizin elinizde. Yaşadığınız hiçbir şey siz yapasınız diye önceden yazılmadı, ama aynı zamanda hepsi yazılı. Zaman kavramından bağımsız bir yaratıcıya inanıyorsanız, onun en başta ve en sonda olup bitenleri de kusursuz olarak bildiğini kabul etmiş olursunuz.
Örneğin bir futbol takımıysanız, hangi takıma kaç gol atıp ne kadar yükseleceğiniz sizin elinizdedir ama kader, Allah’ın bütün maç sonuçlarını ve tüm liglerin şampiyonlarını zaten biliyor olmasıdır.
Kısacası kader bir bilgidir, bizim kendi kararlarımızla yaşadığımız hayatlarımızın bir dökümüdür. Allah bu bilgiye sahiptir fakat biz değiliz. Hepimiz zamanın akışına bağlıyız. Bu bağlamda henüz yaşanmamış her şeye müdahale edebiliriz. Aldığımız her nefes de bizim elimizde. Elimizde olmadan başımıza gelen her şey (ölüm dahil) aynı şekilde kaderdir, yani “bilgidir”, sadece biz bilmediğimiz için başımıza geldiği an öğreniriz. Bu mantığı sindirdiğiniz an, kaderle ilgili bütün sorulara cevap bulabilirsiniz.
Kaderin sloganı şu olmalı:
“Yazılı olduğu için yapmadınız. Siz yaptığınız için yazılı.”
Hayatın ve kararlarınızın tadını çıkarın.
Dipnot: Kaderi anlamasını istediğiniz insanlar için bu yazıyı reblog edebilirsiniz.





