Mektep: Kaç-X optik yakınlaştırma idealdir?

Bu yazım fotoğrafçılıkla amatör olarak ilgilenler için küçük çapta bilimsel bir makale. Peki nedir olay? Eğer SLR (yani lensi değişebilen) bir makine düşünmüyorsak, dijital kamera satın alırken göz önünde bulundurduğumuz özelliklerden biri de optik yakınlaştırma (optic zoom; zum diyelim kısaca) değeridir.

Optik zum’un mekanik olarak nasıl işlediğinden veya dijital zum’a kıyaslanmayacak kadar iyi oluşundan bahsetmeyeceğim, bunları internette sıkça bulabilirsiniz. Benim burada yoğunlaşmak istediğim tek bir soru var: “Ne kadar optik zum iyi ve yeterlidir?”

Bu soruya cevap düşünürken bir grafik çizmek istedim ve çok basit bir formül uyguladım. Grafikte (küçük de olsa) gördüğünüz eğri için, optik zumdaki marjinal değişim eğrisi diyebiliriz. İlk olarak 2x zumdan başlıyor, herhangi bir yakınlaştırma yapılmamış değerin tam iki katı. Bir sonraki yakınlaştırma oranı 3x, yani 2x’in bir buçuk katı. Bu değerlerle x/(x-1) fonksiyonunda çalıştığımızda karşımıza çıkan grafik böyle, görüldüğü üzere 10x’den sonra değişimde bariz bir azalma var. Hatta 45 derecelik kırmızı bir çizgiyle de değişimin kendimce optimum noktasını belirledim (ki bu da 4x-5x civarına denk geliyor).

Uzun lafın kısası ve öztürkçesi, eğer bir dijital kamerayı elinize alıp 5X optik zum yapacak olursanız değişimi bariz bir şekilde hissedecek, 10x zum yaparsanız tatmin edici bir seviyeye ulaştığını görecek ve 15x ve ötesinde “Olmasa da olur” bir fark oluştuğunu göreceksiniz. Bu sonuçtan yola çıkarak, amatör fotoğrafçılıkta 10x zumun en ideal değer olduğunu düşünüyorum. Daha fazlasını isteyenler elbette daha fazlasını elde edebilir…

Web: Fotokritik

Fotokritik, Türkiye’nin önde gelen fotoğrafçılık sitelerinden. Ücretsiz olarak üye olabiliyor, üç günde bir fotoğraf yükleyebiliyorsunuz. Pro üyelik satın alırsanız, ki ben az önce aldım, o zaman saat başı fotoğraf yükleyebiliyorsunuz ki fotoğrafçılığa gönül verenler ve fotoğraflarını paylaşmak isteyenler için çok güzel bir platform.

Ziyaret edin: www.fotokritik.com

Muhtelif: Korucu City Photo Shoot

Daha önce haberini verdiğim şekilde, muhterem arkadaşım Mehmet Kurt ile Korucu köyü buluşmamız gerçekleşti. Yanında getirmiş olduğu Canon 7D sayesinde fotoğraf çekimlerimizi gerçekleştirdik. Birbirinden lezzetli ve eğlenceli bir sürü fotoğraf, sanal galerimizde sizleri bekliyor. Buyurun!

www.flickr.com/photos/tayfuntuna/sets/72157623995641915/

Muhtelif: Korucu’dan Canlı Bildirim

Sayın arkadaşım Mehmet Kurt ile Korucu Köyü maceramızın ilk 24 saatini tamamlamak üzereyiz. Şimdilik yoğun bir şekilde fotoğrafçılık yapıyoruz.

Henüz sinema adına bir iş yapabilmiş değiliz ama inşallah yapacağız. Gelişmelerle yeniden birlikte olacağız, bizden ayrılmayın gari.

Muhtelif: “Korucu City Photo Shoot” Yakında

Fotoğrafçılık merakımı herkes bilir. Doğal yaşam fotoğrafları çekmeyi seviyorum, bunu en güzel yaptığım yer de bizim köy. Daha önceki fotoğraf çalışmalarım, genellikle gün içinde anlık olarak çektiğim karelerden oluşuyordu. Bu kez (bugüne kadar kazandığım tecrübeyle ve inşallah farklı bir kamerayla) bizzat vakit ayırıp, bir sürü fotoğraf çekecek ve internet üzerinden sergileyeceğim. Bekleyin.

Web: Flickr Galerim

Henüz bana Facebooktan ulaşmamış veya ulaşamamış şanssız insanlardansanız, fotoğraflarıma bakabileceğiniz bir başka kaynak var. Flickr galerim daha önceden açıktı ama içinde bir şey yoktu, artık var. Hemen seyrine dalmak için buraya tıklayınız.

Alet Edevat: Sony Cybershot DSC-T700

Dijital fotoğrafçılık çok keyiflidir. İşin kolayına kaçmak mıdır? Evet. Ama kurban olunur böyle kolaylığa. Fotoğrafı anında çek, anında istediğin yere aktar ve anında baskısını al. Analog makinelerin verdiği keyif veya kendine özel avantajları vardır elbet, ama dijital devrimin sağladığı kolaylıkları inkar edemeyiz.

Bundan önce sırasıyla Kodak DX6490 ve Kodak Z1275 kullandım. Yani önce “SLR-Gibi” denilen sınıfta kocaman bir makineyle, ardından kompakt bir ürün olan Z1275 ile fotoğraflar çektim. Her iki makinede de bugüne kadar 10000 üzerinde fotoğraf çektiğimi de belirteyim.

Eee, doydu mu gözüm? Yok, doyar mı hiç. Sony’ye bir şans vermek istedim ve “ultra kompakt” sınıfındaki DSC-T700 modeline göz koydum. Allaha şükür satın da aldım.

Her şeyden önce söylemem gerekiyor, T700 muhteşem bir oyuncak. Cebinizden çıkarmanız bir saniye, kapağı kaydırmanız ve açılması iki saniye, ölümsüzleştirmek istediğiniz o anı hemen yakalayabilmek ise pahabiçilmez… T700 4GB dahili hafızaya sahip, 2 cm’den daha ince, 10 megapiksel çözünürlük ve 4x optik zum ise gayet yeterli. Gülümseme yakalama modu çok eğlenceli, boşuna oyuncak demiyorum şu alete :)

Peki fotoğraf kalitesi nasıl? Eleştirilecek nokta burası diyebilirim. DSC-T700, çoğu zaman profesyonel ve canlı renkler sunsa da, bazen devasa megapikselli bir cep telefonu kamerası gibi davranıyor. Özellikle yüksek ışıkta, nesnelerin kenarlarında parlamalar oluyor. Gavurların “bloom” olarak tabir ettiği durum söz konusu yani. Öte yandan otomatik olmaya pek hevesli bir makine kendisi. Fazla ayar yapmanıza izin vermiyor. Bu kötü bir şey mi? Değil, çünkü makine her türlü ortamda, ortalamanın üstünde fotoğraflar çekmeyi başarıyor.

Peki neden DSC-T700? T900 de var, paranız varsa. Ancak T700 yukarıda saydığım özellikleriyle, T serisinin en “alınabilir” ürünü… Bence.

Kimler almalı? Bu incecik makineyi James Bond edasıyla cebinden çıkarıp, çabucak istediği görüntüyü yakalamak, ve makineyi çabucak cebe geri indirirken muzipçe gülümsemenin verdiği dayanılmaz hafifliği yaşamak isteyenler…